Merhaba sevgili okurlar, maalesef bu sefer arayı bayağı bir açtık. Bu durumun tabii ki belirli başlı sebepleri var ama bu yazıya başlamadan önce size söylemek istediğim bazı şeyler var: Bu blog yazısı tarz olarak diğer yazılardan biraz daha farklı olacak çünkü bu yazıda bilimsel araştırmalara ve kanıtlara dayanmadan belirli bir konuda ne hissettiğimi ve ne düşündüğümü sizlerle paylaşacağım.
Ayrıca her zamanki gibi bu yazının konusu da oldukça farklı ve özgün: “Hiç de ustalık gerektirmeyen kitap okuma sanatı”. Aslında sadece bu başlık bile birçok şeyi özetler nitelikte. Kitap okumak… Nasıl bir ustalık gerektirebilir ki? Çok ama çok basit bir eylem, ihtiyacınız olan tek şey bir kitap, başka hiçbir şey değil.

Şimdi böyle deyince sanki işin büyüsü ortadan kalkıyormuş gibi oluyor ama hiç de öyle değil. Evet kitap okumak çok zevkli, elzem ve de geliştirici bir etkinlik lakin bir o kadar da basit. Kitaplara ulaşmak gerçekten bu devirde çok kolay: Bir kitabı satın alabilirsiniz, bir kütüphaneden ödünç alabilirsiniz, intenetten korsan olarak bulup çıktısını alabilirsiniz ya da bir dostunuzdan ödünç alabilirsiniz. İllaki sıfırını almanızı gerektiren bir durum da yok. Sahaflarda ve de “nadirkitap.com” gibi sitelerden gerçekten çok uygun fiyatlara ikinci el kitaplar bulabilirsiniz. Yeter ki siz okumak isteyin.
Neden Okumuyoruz?
İşte çoğu zaman sıkıntı tam da burada başlıyor: okumaya karşı olan isteksiz tutum. Maalesef ülkemizde ve de özellikle benim de dahil olduğum Z kuşağında bu tutum çok sık görülüyor. Sanki internet icat edilmiş ve kitaplar hatta genel anlamda okumak sıkıcı, işe yaramaz ve sadece zaman kaybına yol açan bir şeye dönüşmüş gibi. Çevremdeki kitap okumayan dostlarımın bloglarımı da okumaması bunun bence en çarpıcı örneği.
Halbuki sadece kitaplar ve okumak yanlış pazarlanıyor. Adeta bir görevmiş, ödevmiş ve keyifsizmiş gibi… Hatta hayatında kitap okuma alışkanlığını yerleştirememiş insanlar herhangi bir okuma etkinliğinden de kaçınıyorlar. Sadece o metinlere göz gezdiriyorlar.

Bir yandan da gençlere kendi okumadığı halde kitap okumayı aşılamaya çalışan ve dahası başaramayınca da velisi olarak bu durumu gencin öğretmenine sitem yoluyla ileten eden ebeveynler var. Bence öğretmenlerimizin hiç dil dökmesine gerek yok, cevap hazır: “Sen okuyor musun ki?” Bu durum tam olarak sigara içen ebeveynlerin evlatlarının sigara içmesine laf etmesine benziyor bence.
Kitap Okuma Sanatı Nasıl İcra Edilir
Öncelikle bu iş bence bir tek bir öğrenme veya bir kişisel gelişim işi değil. Kim olduğunuza ve olaya nerden baktığınıza göre durum çok değişiyor. Bana sorarsanız kitap okumak bir keyif işi o yüzden bu iş benim bir tutkum. Ayrıca herkes kendine hitap eden ve okumaktan zevk aldığı kitapları okumalı, hiçbir şekilde kendini sınırlamadan ve sınırlanmadan. Demem o ki kitaplar bizim güvenli limanlarımız olmalı.
Ayrıca kitaplar özgür ve cesurlardır da. Sinemaya aktarılamayan ya da toplumda açıkça konuşulamayan olaylar kitaplarda zaman zaman çırılçıplak bir halde yazılıp okuyucuya sunulur.
Kitap Seçimi
E tabii bunun için de herkes kendi okuma zevkini okuya okuya oluşturması lazım. Aslında kitap okumak iç dünyamıza doğru yaptığımız sonsuz bir yolculuk. Okudukça kendimizi tanıyor, keşfediyoruz. Bir yandan da kişiliğimizi de şekillendiriyoruz.
Ayrıca şu da unutulmamalıdır ki bir kitabın çok satmış veya sevilmiş olması onu size uygun yapmaz. Mesela ben fantastik ve bilimkurgu romanları hiç sevmem. Harry Potter beni etkilememiş, Yüzüklerin Efendisi’nden ise neredeyse nefret etmiştim. Öte yandan içine güzelce erotizm yerleştirilmiş İtalyan ve İspanyol romanlarına bayılırım. Herkes kendi zevklerini bulmalı. Bu keşfe başlamanın en güzel yollarından birisi de farklı farklı yazar ve ülkelerden klasikleri okumak.
Kitap Nerde, Nasıl, Neyle ve Kiminle Okunur
İşte işin sanata kayan yönü tam olarak da başlıyor. Bu sorulara yanıt aramaya başladığınızda bu olaya kendinizi kaptırmış oluyorsunuz. Artık sefa sürme zamanı, keyif alma zamanı. Ama bu soruların belirli bir cevabı yok, kişiden kişiye göre değişir. Bence bu konuda yeni şeyler denemek en iyisi. E tabii insanız sonuçta doğal olarak değişiyoruz ve sorularımızın cevapları da değişiyor.
Ben kendimden örnek verirsem eğer okuduğum kitap çok sürükleyici değilse İstanbul’da bir vapurda gündüz vakti çayla okumaya bayılırım. Güneş tepede olduğunda okumaya bayılırım ama okurken güneş gözlüğü takmak zorunda kalmak hoşuma gitmez mesela.

Sürükleyici bir roman okuyorsam (örneğin Dan Brown’un kitapları) her yerde ve her şekilde okurum. Zaman zaman loş ışıklarla aydınlatılmış yüksek sesli bir barda bira içerken bile. Çünkü gerçekten Dan Brown sizi öyle bir içine çekiyor ki… Kitabı bırakmayacağım diye arkadaşlarımı ektiğimi saatlerce ihtiyacım olduğu halde tuvalete gitmediğimi biliyorum.
Kitap okuma etkinliğini, yanında bir şeyler içerek daha zevkli hale getirebilirsiniz. Bu içecek kimi zaman sahilde buz gibi bir biradır. Kimi zaman bir parkta çay veya kahvedir, kimi zamansa bir kadeh şaraptır. Bu tercihler duruma ve kişiye göre tabii ki de değişir. O yüzden benim önerim farklı farklı yerlerde ve durumlarda kitap okumayı denemek. Bu da kitap okuma aşkınızı hep taze tutacaktır.
Öte yandan kiminle okuduğunuz da aslında kitaptan aldığınız keyfi etkiliyor. Tek mi okuyorsunuz arkadaşınızla mı sevgilinizle mi yoksa bir sınıfta toplucak mı? Herkesin kendi kitabı mı var yoksa bir kitabı yan yana beraber mi okuyorsunuz? Bunlar hep önemli etmenler.
Seyehat esnasında kitap okumak da çok güzeldir mesela. Misal ben seyehat esnasında okuyacağım kitapları önceden ve ekstra önem vererek seçerim. İşte zaten bu tarz küçük ayrıntılar işi sanata ve keyfe çeviriyor.

Kitap Okumak Bir Sanattır ve Hiçbir Şeye Mal Olmaz!
Uzun lafın kısası kitap okumak gerçekten bir sanattır ve herhangi bir kişi tarafından icra edilebilir. Ulaşılabilirdir ve daha da ulaşılabilir olması gereklidir. Fakat tüm bunlara rağmen biz Türkler bu konuda bilinçsiziz.
Bunun en basit örneği ülkemizdeki yeni basılan kitapların fiyatları. Şaşırabilirsiniz ama sıfır kitaplar her ne kadar cebimizi yaksa da Avrupa ülkelerine göre ciddi manada ucuzuz. Bu durum yıllardır Turkiye’de böyle. Size durumu şöyle izah edeyim: Türkiye’deki 5 yıllık gözlemlerime göre kitapların fiyatı bizde genel olarak dışarıda yenen bir akşam yemeği fiyatının yüzde 75’i oluyor. Avrupa’da bir çok ülkede ise bu durum aynı tarz bir yemekle kıyaslayacak olursak en az bir buçuk katı yani yüzde 150’si oluyor. Hatta zaman zaman bu değer yüzde 200’e yaklaşıyor.
Kitap okuyan sevgili okurlarım evet sıfır kitaplar oldukça pahalı ama düşünsenize bu kitapların fiyatlarının 2 katına çıktığını… Bence bu farkın sebebi ülkemizde kitaplara olan talebin daha az olması. Yani bu durumda ülkemizde okumayan insanlar belki de ilk kez kitaplarla ilgili bir duruma olumlu bir şekilde katkı sağlıyorlar. Lakin ben yine de herkesin okumasını ve sıfır kitapların daha pahalı olmasını yeğlerim. Yazının başında da söylediğim gibi kitap okumanın tek yolu herhangi bir kitapçıdan daha önce hiç dokunulmamış bir kitap almak değil.
Özetle Kitap Okumak
Uzun lafın kısası kitap okumayı zevkli bir etkinliği ve dahası bir sanata dönüştürmek bizim elimizde. Kitap okumanın yararlarını nerdeyse hepimiz biliyoruz o yüzden bu yazıda buna değinme gereği görmedim. Fakat tüm bu faydaları neden keyifli ve eğlenceli bir şekilde kendimize yüklemeyelim ki?
Bonus: Öğrenmekte olduğunuz yabancı dilde kitaplar okumak da inanılmaz verimli bir taktiktir;)
Edebiyatın TikTok’laştırılması ve BookTok’un Yükselişi TIKLAYINIZ
TikTok’un Sosyal Medya Sektörüne ve İnsanlar Üzerine Etkileri TIKLAYINIZ
Spotify’ın Hikayesi: Dijital Müzik Devriminin Doğuşu TIKLAYINIZ
Ludizm: İngiltere’de Ortaya Çıkmış Bir Çeşit Teknoloji Karşıtlığı TIKLAYINIZ


